Haber

Urfa’daki Domlar: ‘Yaralarıma şifa olsun diye kına yaktım…’

Hemra Nida

Urfa Haliliye’de yaşayan Domlar, deprem öncesi yaşadıkları yoksulluğun depremle birlikte arttığını, valilik ve kaymakamlığa gitmelerine rağmen yardıma ulaşamadıklarını söyledi. Ödünç aldıkları naylonlarla kendilerine çadırlar kurduklarını ve parklardaki çardaklara sığındıklarını söyleyen Domlar, bölgedeki sivillerin de kendilerine destek verdiğini sözlerine ekledi.

Depremzede Aziz Aslan, “Seçtiğimiz milletvekillerinden hangisi mecliste sesimizi duyuruyor, Ankara’dakiler bize sormuyor!” dedi. söz konusu.

Bölgede demokrasi kalmadığını söyleyerek siyasetçileri ve kamu görevlilerini Dom mahallelerine davet eden Aslan, yerel yönetimlere ulaşmaya çalıştıklarını, valilik ve kaymakamlığa giderek not bıraktıklarını kaydetti. AFAD veya başka bir yetkili kurumdan yanıt alınamadı.

Yanan ellerini kına ile tedavi etmeye çalıştı

Aslan ailesi, depremin dördüncü gününde bir grup gönüllünün desteğiyle çadır kurmayı başardı. İlk günlerde çadır olmadığı için şahısların soğuktan korunmaya çalıştıklarını belirten Saadet Aslan, hasar gören meskenlere geri döndü. Herkes bundan korkuyordu, zarar görmemiş olsa bile kimse evine girmek istemiyor.”

Çadırsız günlerde ısınmak için tenekede ateş yaktıklarını anlatan Aslan, tenekenin düşmesiyle elbiselerinin alev aldığını, ellerinin yandığını, yanık yaralarını kına ile tedavi ettiğini söyledi.

‘ÇOCUKLARIN ELLERİ SOĞUKTAN BULANIK’

22 ilde örgütlenen Roman Diyalog Ağı Koordinatörü Elmas Arus, depremden bir ay önce bölgedeki Dom mahallelerinde saha araştırması yaptıklarını kaydetti.

Yoksulluk ve yoksunlukla karşı karşıya kalan Dom kümelerinin ayrımcılıkla uğraştığını kaydeden Arus, bu ayrımcılığın sarsıntıyla birlikte daha da görünür hale geldiğini ifade etti:

“Deprem mağdurlarının ortak sorunlar yaşadıklarında bile kendi dillerinde ayrımcılığa uğradığını duyduk. Bu yakalama noktasıydı. En kolayı, temel gıdaya ve çadıra erişimleri yoktu. Çocuklar bu soğuktan çok etkilenir. Aileler, geceleri çocukların ellerinde oluşan morluklardan bahsetti. Evlerine ne kadar zarar verildiğini bilmiyorlar. Çaresizlik ve belirsizlik var, ne yapacaklarını bilmiyorlar, yönlendirecek kimseleri yok. Kendilerini yalnız ve yalnız hissediyorlar.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu